İşyerinde veya işverenin verdiği bir görev sırasında yaralandığında hastanedeki doktorlara ve acil servisteki polislere olayın mesai saatleri içinde yaşandığını açıkça belirtmelisin. Olayın adli vaka olarak kayıtlara geçmesi yasal sürecin temelini oluşturur ve işverenin kazanın üzerini örtmesini engeller. İşverenin baskısıyla evde düştüm, sokakta yaralandım gibi gerçeğe aykırı yalan beyanlarda bulunmak tüm maddi ve manevi haklarını tamamen yok eder. İşçilerin işini kaybetme korkusuyla kazayı gizlemesi hayatlarının geri kalanında yaşayacakları ekonomik çöküşün başlangıcıdır. Hastane polisinin ve doktorların tutacağı resmi tutanaklar ileride açılacak bir iş kazası tazminat davası dosyasının en sarsılmaz delilidir. Olayı tüm çıplaklığıyla anlattığında haklarını korumak için devletin tüm soruşturma gücünü arkana almış olursun.
Devlet Kurumlarının Kaza Sonrası Yaptığı Soruşturmalar Neden Önemlidir?
İş kazası Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirildiğinde kurumun müfettişleri olay yerine giderek kazanın nasıl meydana geldiğini, iş güvenliği kurallarının ihlal edilip edilmediğini araştıran kapsamlı bir rapor hazırlar. Bu raporda işverenin makine bakımlarını yapıp yapmadığı, koruyucu ekipman dağıtıp dağıtmadığı ve işçiye gerekli eğitimleri verip vermediği detaylıca incelenir. Müfettişlerin düzenlediği belgeler mahkemeler tarafından yüksek kanıt değerine sahip resmi evraklar olarak kabul edilir ve yargılamanın yönünü baştan çizer. İşverenin üç iş günü içinde kuruma bildirim yapmaması durumunda ağır idari para cezalarıyla karşılaşması kaçınılmazdır. Kurumun kazayı iş kazası olarak tescillemesi mağdur işçiye geçici veya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmasının da ön şartıdır.
Bedensel Kayıpların Derecesi Ve Kusur Dağılımı Mahkemede Nasıl Belirlenir?
Vücudunda oluşan kalıcı hasarların seviyesini tam teşekküllü bir devlet hastanesinden veya Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak resmi bir sağlık kurulu raporuyla kanıtlaman gerekir. Mahkeme ödenecek tazminat miktarını bu rapordaki yüzdelik dilime ve bilirkişilerin belirlediği tarafların kusur oranlarına göre matematiksel olarak hesaplar. Kaybın ne kadar yüksekse ve işverenin kusuru ne kadar ağırsa alacağın maddi tazminat da o denli yüksek olur. İşçinin kendi dikkatsizliğinden kaynaklanan kusurlar hesaplanan toplam tazminattan belirli bir oranda indirime sebep olur. Doğru tıbbi değerlendirmelerle yapılan maluliyet oranı tespiti tüm hesaplamaların ana omurgasını oluşturduğu için rapora itiraz hakkı büyük bir titizlikle kullanılmalıdır.
- Delilleri Koruma Altına Alma: Kazanın yaşandığı bölgedeki iş güvenliği eksikliklerini gösteren fotoğrafları, kamera kayıtlarını ve makine arıza formlarını hızlıca emniyet güçlerine teslim etmelisin.
- Tanıkları Güvenceye Alma: Olay anını bizzat gören ve makinenin arızalı olduğunu bilen mesai arkadaşlarının iletişim bilgilerini alarak savcılıkta ve mahkemede doğru ifade vermelerini sağlamalısın.
- Kurum Kararlarına İtiraz Süreçleri: Sosyal Güvenlik Kurumu olayı iş kazası olarak nitelendirmezse iş mahkemesinde kurum işleminin iptali ve olayın iş kazası olduğunun tespiti davası açarak kararı mahkeme yoluyla düzelttirmelisin.
İşverenin Sorumluluktan Kurtulmak İçin Öne Sürdüğü Savunmalar Nelerdir?
İşverenler yargılama boyunca genellikle kazanın tamamen işçinin dikkatsizliğinden kaynaklandığını, gerekli tüm eğitimlerin verildiğini ve baret veya eldiven gibi ekipmanların işçi tarafından bilerek kullanılmadığını iddia eder. Ancak Yargıtay kararlarına göre işverenin sadece ekipman vermesi yeterli değildir, bu ekipmanların sahada fiilen kullanılıp kullanılmadığını sürekli olarak denetlemesi de yasal bir zorunluluktur. İşçi koruyucu kıyafetlerini giymiyorsa işverenin onu o bölgede çalıştırmaması ve gerekirse tutanak tutarak işten uzaklaştırması gerekir. Denetim görevini ihmal eden işveren, işçi hatalı olsa bile doğan zarardan sorumlu tutulur. İş sağlığı ve güvenliği kanunları işverene proaktif bir sorumluluk yükleyerek kazaları olmadan önce önleme yükümlülüğü getirir.
Hayatını Kaybeden İşçilerin Aileleri Hangi Yasal Haklara Sahiptir?
Ölümlü iş kazalarında işçinin eşi, çocukları ve sağlığında maddi olarak destek olduğu anne babası işverenden maddi ve manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. Mahkeme vefat eden işçinin geride kalan çalışma ömrü boyunca ailesine sağlayabileceği maddi katkıyı bilirkişiler aracılığıyla hesaplar ve bu paranın defaten aileye ödenmesine karar verir. Vefat edenin yokluğuyla doğan bu boşluğun telafisi amacıyla açılan destekten yoksun kalma davası geride kalan ailenin hayatını idame ettirebilmesi için en önemli hukuki dayanaktır. Ayrıca ailenin yaşadığı derin acı ve sarsıntının bir nebze olsun dindirilmesi amacıyla işverenin yüksek miktarlarda manevi tazminat ödemesine de hükmedilir. Adalet sistemi bir canın bedelini parayla ölçemese de ailenin ekonomik yıkıma uğramasını engellemek için tüm yasal güvenceleri devreye sokar.